Fetava-i Hindiyye – Guslün farzları


Guslün üç farzı vardır :

1- Mazmaza (= ağza su vermek)

2- İstinşak (= burna su vermek)

3- Bütün bedeni yıkamak. Yani, Mütûn’da zikredildiği üzere, bütün bedeni bir defa yıkamaktır.

Mazmaza ve istinşak ise  Hulâsa’dan naklen abdest konu­sunda anlatılmış olduğu gibidir.

الْجُنُبُ إذَا شَرِبَ الْمَاءَ وَلَمْ يَمُجَّهُ لَمْ يَضُرَّهُ وَيُجْزِيهِ عَنْ الْمَضْمَضَةِ إذَا أَصَابَ جَمِيعَ فَمِهِ. كَذَا فِي الظَّهِيرِيَّةِ وَلَوْ كَانَ سِنُّهُ مُجَوَّفًا فَبَقِيَ فِيهِ أَوْ بَيْنَ أَسْنَانِهِ طَعَامٌ أَوْ دَرَنٌ رَطْبٌ فِي أَنْفِهِ تَمَّ غَسَلُهُ عَلَى الْأَصَحِّ. كَذَا فِي الزَّاهِدِيِّ وَالِاحْتِيَاطُ أَنْ يُخْرِجَ الطَّعَامَ عَنْ تَجْوِيفِهِ وَيُجْرِيَ الْمَاءَ عَلَيْهِ هَكَذَا فِي فَتْحِ الْقَدِيرِ وَالدَّرَنُ الْيَابِسُ فِي الْأَنْفِ يَمْنَعُ تَمَامَ الْغُسْلِ. كَذَا فِي الزَّاهِدِيِّ.

Cünüp olan bir kimsenin su içmesinin zararı yoktur. Su içer­ken, ağzının tamamına su isabet etmiş olursa, bu mazmaza yerine de geçer.

Dişi oyuk olan ve bu oyukta yemek artığı kalmış bulunan kimselerin; dişlerinin arasında yiyecek parçası kalmış olan kimse­lerin gusülleri, esahh olan kavle göre tamamdır. Zâhîdî’de de böyle­dir.

İhtiyata uygun olan ise, oyuk yerlerden yemek artığım çıkartıp, suyu oraya kadar ulaştırmaktır. Fethü’l – Kadîr’de de böyledir.

Burunda bulunan kuru kir ise guslün tamamına mâni’dir. Zâhidî’de de böyledir.

وَالْعَجِينُ فِي الظُّفْرِ يَمْنَعُ تَمَامَ الِاغْتِسَالِ وَالْوَسَخُ وَالدَّرَنُ لَا يَمْنَعُ وَالْقَرَوِيُّ وَالْمَدَنِيُّ سَوَاءٌ وَالتُّرَابُ وَالطِّينُ فِي الظُّفْرِ لَا يَمْنَعُ وَالصَّرَّامُ وَالصَّبَّاغُ مَا فِي ظُفْرِهِمَا يَمْنَعُ تَمَامَ الِاغْتِسَالِ وَقِيلَ كُلُّ ذَلِكَ يُجْزِيهِمْ لِلْحَرَجِ وَالضَّرُورَةِ، وَمَوَاضِعُ الضَّرُورَةِ مُسْتَثْنَاةٌ عَنْ قَوَاعِدِ الشَّرْعِ. كَذَا فِي الظَّهِيرِيَّةِ.

Tırnak Arasındaki Hamurun Durumu :

Tırnak arasında bulunan hamur, guslün tamam olmasına mâni’dir. Fakat, bu durumdaki kir, gusle mâni’ değildir. Bu hususta, köylü ve şehirli birbirlerine müsavidir.

Tırnakta bulunan toprak ve çamur da gusüle mânı’ değildir.

Hurma toplayan kimselerle boyacıların tırnaklarına bulaş­mış olan şey, guslün tamam olmasına mânî’dir.

«Ancak, bunların hepsi zaruret ve temizlenmelerinde zor­luk olduğu zaman ve zaruret yerlerinde bulunduğu takdirde caizdir. Ve şer’î kaidelerden müstesnadır.» demiştir. Zâhiriyye’de de böyle­dir.

وَإِنْ كَانَ عَلَى ظَاهِرِ بَدَنِهِ جِلْدُ سَمَكٍ أَوْ خُبْزٌ مَمْضُوغٌ قَدْ جَفَّ فَاغْتَسَلَ وَلَمْ يَصِلْ الْمَاءُ إلَى مَا تَحْتَهُ لَا يَجُوزُ وَلَوْ كَانَ مَكَانَهُ خُرْءُ ذُبَابٍ أَوْ بُرْغُوثٍ جَازَ. كَذَا فِي الْمُحِيطِ

Bir kimsenin bedenine balık pulu veya çiğnenmiş ekmek ya­pışmış olur ve bunlar da bedende kurumuş bulunursa; yıkandıkları zaman, bunların altına su ulaşmazsa, o kimsenin guslü caiz olmaz.

Fakat, bedeninde sinek veya pire pisliği bulunan kimsenin guslü caiz olur. Muhiyt’te de böyledir.

وَلَوْ كَانَ بِهِ جُدَرِيٌّ ارْتَفَعَ قِشْرُهَا وَجَوَانِبُهَا مُتَّصِلَةٌ وَلَمْ يَصِلْ الْمَاءُ إلي ما تحت القِشْرَةِ لا بأس به فلو زالت القشرة لا يُعيدُ الغَسْل كذا في الظاهرية

Bir kimsenin vücudunda bir yara bulunsa ve bu yaranın ka­buğu kabarmış olsa, fakat etrafları henüz deriye bitişik bulunsa ve bu sebeble  altına su ulaşmazsa, bunda bir beis yoktur. Sonra­dan kabuk yerinden kopanlirsa, tekrar yıkanması gerekmez. Zâhiriyye’de de böyledir.

و لا يجب إيصال الماء الي إلَى دَاخِلِ الْعَيْنَيْنِ. كَذَا فِي مُحِيطِ السَّرَخْسِيِّ.

Gusül esnasında, suyu gözlerin içine ulaştırmak farz değil­dir. Serahsî’ninMuhıyt’ınde de böyledir.

Kadınların Örülü Saçlarının Durumu:

وَلَيْسَ عَلَى الْمَرْأَةِ أَنْ تَنْقُضَ ضَفَائِرَهَا فِي الْغُسْلِ إذَا بَلَغَ الْمَاءُ أُصُولَ الشَّعْرِ وَلَيْسَ عَلَيْهَا بَلُّ ذَوَائِبِهَا هُوَ الصَّحِيحُ. كَذَا فِي الْهِدَايَةِ.

Gusül esnasında, şayet su, kadının saçının dibine ulaşıyor­sa, örülü saçını çözmesi lazım değildir. Yani, kadının, gusül esnasın­da, suyu zülüflerinin arasına ulaştırması gerekli değildir. Hidâye’de de böyledir.

وَلَوْ كَانَ شَعْرُ الْمَرْأَةِ مَنْقُوضًا يَجِبُ إيصَالُ الْمَاءِ إلَى أَثْنَائِهِ وَيَجِبُ عَلَى الرَّجُلِ إيصَالُ الْمَاءِ إلَى أَثْنَاءِ اللِّحْيَةِ كَمَا يَجِبُ إلَى أُصُولِهَا وَإِلَى أَثْنَاءِ شَعْرِهِ وَإِنْ كَانَ ضَفِيرًا. كَذَا فِي مُحِيطِ السَّرَخْسِيِّ.

Şayet kadının saçı çözülmüş olursa, onlara suyu ulaştırmak vacib olur.

Erkeğin de, sakallarının arasını yıkaması vacibdir. Nitekim, sakallarının diblerini yıkamakta vacibtir.

Erkeğin saçları örgülü olsa bile, aralarını yıkaması vacibdir. Serahsı nin Muhiyt’ınde de böyledir.

وَلَوْ أَلْزَقَتْ الْمَرْأَةُ رَأْسَهَا بِطِيبٍ بِحَيْثُ لَا يَصِلُ الْمَاءُ إلَى أُصُولِ الشَّعْرِ وَجَبَ عَلَيْهَا إزَالَتُهُ لِيَصِلَ الْمَاءُ إلَى أُصُولِهِ كَذَا فِي السِّرَاجِ الْوَهَّاجِ.

Kadın, başına kokulu bir şey yapıştırmış olsa da, bu sebeple su saçlarının dibine ulaşmasa; suyun, saçların dibine erişmesi için, o şeyi izale etmek yani ortadan kaldırmak kadına vacib olur. Sirâcül -Vehbâc’da da böyledir.

وَجَبَ تَحْرِيكُ الْقُرْطِ وَالْخَاتَمِ الضَّيِّقَيْنِ وَلَوْ لَمْ يَكُنْ قُرْطٌ فَدَخَلَ الْمَاءُ الثَّقْبَ عِنْدَ مُرُورِهِ أَجْزَأَهُ وَإِلَّا أَدْخَلَهُ وَلَا يَتَكَلَّفُ فِي إدْخَالِ شَيْءٍ سِوَى الْمَاءِ مِنْ خَشَبٍ وَنَحْوِهِ. كَذَا فِي الْبَحْرِ الرَّائِقِ.

Gusül esnasında, kadının, küpesini ve dar olan yüzüğünü oy­natması vacibdir.

Şayet küpesi yoksa, yine küpe deliğine suyun ulaşması, guslün caiz olması için şarttır. Eğer su girmezse, kadının, buraya suyu ken­disinin ulaştırması gerekir. Fakat, kadın —su kolay girsin diye — küpe (deliğine, çöp ve benzeri şeyleri sokmakla mükellef olmaz- Bahrü’r – Râik’te de böyledir.

Göbeğe Su Ulaştırmak:

وَيَجِبُ إيصَالُ الْمَاءِ إلَى دَاخِلِ السُّرَّةِ وَيَنْبَغِي أَنْ يُدْخِلَ أُصْبُعَهُ فِيهَا لِلْمُبَالَغَةِ. كَذَا فِي مُحِيطِ السَّرَخْسِيِّ.

Gusül esnasında, suyu göbeğin içine ulaştırmak vacibdir. Bunu temin edebilmek için de, bir kimsenin göbek deliğine parmağı­nı sokması uygun olur. Serahsî’nin Muhıyt’ınde de böyledir.

الْأَقْلَفُ إذَا اغْتَسَلَ مِنْ الْجَنَابَةِ وَلَمْ يُدْخِلْ الْمَاءَ دَاخِلَ الْجِلْدَةِ جَازَ. كَذَا فِي الْمُحِيطِ وَفِي وَاقِعَاتِ النَّاطِفِيِّ وَهُوَ الْمُخْتَارُ. كَذَا فِي التَّتَارْخَانِيَّة وَيُدْخِلُ الْمَاءَ الْقُلْفَةَ اسْتِحْبَابًا. كَذَا فِي فَتْحِ الْقَدِيرِ.

Cünüplükten çıkmak için gusletmekte olan bir kimse, suyu, zekerinin kılıfı içine ulaştirmasa da guslü caizdir. Muhıyt’te de böy­ledir. Vâkıatu’n – Nâtıf’î’de de : «Muhtar olan budur.»’ denilmiştir. Tatarlıâniyye’de de böyledir.

Suyun, kılıfa girdirilmesi ise müstehabtır. Fethül  Kadîr’de de böyledir.

وَيَجِبُ عَلَى الْمَرْأَةِ غَسْلُ فَرْجِهَا الْخَارِجِ فِي الْجَنَابَةِ وَالْحَيْضِ وَالنِّفَاسِ وَيُسَنُّ فِي الْوُضُوءِ. كَذَا فِي مُحِيطِ السَّرَخْسِيِّ وَفِي الْفَتَاوَى الْغِيَاثِيَّةِ وَلَا تُدْخِلُ الْمَرْأَةُ أُصْبُعَهَا فِي فَرْجِهَا عِنْدَ الْغُسْلِ وَهُوَ الْمُخْتَارُ كَذَا فِي التَّتَارْخَانِيَّة.

Cünüblük halinde veya hayız ve nifas hallerinde, kadının, fercinin dışını yıkaması vacibtir; abdestte ise sünnettir. Serahsî’nin Muhıyt’ınde de böyledir.

Fetâvâ-i Gıyasiyye’de : «Kadın, guslederken, parmağını fercine girdirmez.» denilmiştir. Muhtar olan da budur. Tatarhâniyye’de de böyledir.

وَإِذَا دَهَنَ فَأَمَرَّ الْمَاءَ فَلَمْ يَصِلْ يُجْزِئُ. كَذَا فِي شَرْحِ الْوُقَايَةِ

Bir kimse, yağlanmış olsa da yağlandığı yerin üstüne su dökse, su altına ulaşmasa bile, o kimsenin guslü caiz olur. Vikaye Şerhi’nde de böyledir.



image_pdfсформировать PDFimage_printсформировать страницу для печати

Leave a Comment