Abdestin Sünnetleri

وَهِيَ ثَلَاثَ عَشْرَةَ عَلَى مَا ذُكِرَ فِي الْمُتُونِ.
(مِنْهَا التَّسْمِيَةُ)

التَّسْمِيَةُ سُنَّةٌ مُطْلَقًا غَيْرُ مُقَيَّدٍ بِالْمُسْتَيْقِظِ وَتُعْتَبَرُ عِنْدَ ابْتِدَاءِ الْوُضُوءِ حَتَّى لَوْ نَسِيَهَا ثُمَّ ذَكَرَ بَعْدَ غَسْلِ الْبَعْضِ وَسَمَّى لَا يَكُونُ مُقِيمًا لِلسُّنَّةِ بِخِلَافِ الْأَكْلِ وَنَحْوِهِ هَكَذَا فِي التَّبْيِينِ.

Mütûn’da abdestin 13 sünneti olduğu zikredilmiştir :

1- Besmele Çekmek

Dalgın olmayan kimseye besmele çekmek, hiç bir kayda bağlı olmaksızın mutlaka sünnettir ve bu kimsenin besmele’yi ab­destin başında çekmesi muteberdir. Hatta, bir kimse, başta besmele çekmeyi unutsa da, bazı uzuv­larını yıkadıktan sonra bunu hatırlamış olsa ve hatırlayınca da bes­mele’yi çekse, bu  yemek ve emsalinin hilâfına sünnet yerine kaim olmaz. Tebyîn’de de böyledir.

فَإِنْ نَسِيَهَا فِي أَوَّلِ الطَّهَارَةِ أَتَى بِهَا مَتَى ذَكَرَهَا قَبْلَ الْفَرَاغِ حَتَّى لَا يَخْلُوَ الْوُضُوءُ عَنْهَا. كَذَا فِي السِّرَاجِ الْوَهَّاجِ.

Bir kimse, abdestin evvelinde besmele çekmeyi unutmuş olursa, abdestinin besmelesiz olmaması için, hatırladığı yerde bes­mele çeker. Sirâcül- Vehhâc’da da böyledir.

وَيُسَمِّي قَبْلَ الِاسْتِنْجَاءِ وَبَعْدَهُ هُوَ الصَّحِيحُ. كَذَا فِي الْهِدَايَةِ.

Besmele, istincâdan önce de, sonra da çekilir. Sahih olan bu­dur. Hidâye’de de böyledir.

وَلَا يُسَمِّي فِي حَالِ الِانْكِشَافِ وَلَا فِي مَحَلِّ النَّجَاسَةِ. هَكَذَا فِي فَتْحِ الْقَدِيرِ.

Çıplak bulunulan halde ve pis bir mahalde besmele çekil­mez. Fethü’l – Kadîr’de de böyledir.

قَالَ الطَّحَاوِيُّ وَالْأُسْتَاذُ الْعَلَّامَةُ مَوْلَانَا فَخْرُ الدِّينِ الْمَايَمُرْغِيُّ الْمَنْقُولُ عَنْ السَّلَفِ فِي تَسْمِيَةِ الْوُضُوءِ بِاسْمِ اللَّهِ الْعَظِيمِ وَالْحَمْدِ لِلَّهِ عَلَى دِينِ الْإِسْلَامِ وَفِي الْخَبَّازِيَّةِ هُوَ الْمَرْوِيُّ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ – صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ – كَذَا فِي مِعْرَاجِ الدِّرَايَةِ.

Tahâvî ve Üstâd Allâme Mevlânâ Fahrü’d-dîn Mâtemurgî selefin besmele çekerken şöyle dediğini naklettiler : «Bismillahil – azîm ve’l – hamdü lillahi âlâ dîni’l – islam.» Habbâzi-ye’de de Peygamber (SA.VJ Efendimizden böyle rivayet olunmuş­tur. Mi’racü’d – Dirâye’de de böyledir.

وَلَوْ قَالَ فِي ابْتِدَاءِ الْوُضُوءِ: لَا إلَهَ إلَّا اللَّهُ، أَوْ الْحَمْدُ لِلَّهِ، أَوْ أَشْهَدُ أَنْ لَا إلَهَ إلَّا اللَّهُ صَارَ مُقِيمًا لِسُنَّةِ التَّسْمِيَةِ كَذَا فِي الْقُنْيَةِ.

Bir kimse, abdestin  evvelinde «Iâ ilahe illallah» veya «el-hamdü lillah» veyahut da «eşhedü enlâ ilahe illallah»  demiş olsa, bu besmele çekme yerine kâim olur. Kınye’de de böyledir.

وَمِنْهَا غَسْلُ الْيَدَيْنِ إلَى الرُّسْغَيْنِ ثَلَاثًا ابْتِدَاءً، وَقِيلَ: إنَّهُ فَرْضٌ وَتَقْدِيمُهُ سُنَّةٌ وَاخْتَارَهُ فِي فَتْحِ الْقَدِيرِ وَالْمِعْرَاجِ وَالْخَبَّازِيَّةِ وَإِلَيْهِ يُشِيرُ قَوْلُ مُحَمَّدٍ فِي الْأَصْلِ. هَكَذَا فِي الْبَحْرِ الرَّائِقِ.

2- Önce Bileklere Kadar Elleri Yıkamak

«Elleri yıkamak farzdır. Fakat önce yıkamak  yani bura­daki tertibsünnettir.» denilmiştir. Fethü’l – Kadîr’de, Mi’râc’da ve Habbazîyye’de bu görüş ihtiyar edilmiştir. Bu hususta, İmam Muhammed’in el-Asl’daki kavli esas alınmıştır, Bahrür-Raik’ta da böyledir.

وَكَيْفِيَّتُهُ، إنْ كَانَ الْإِنَاءُ صَغِيرًا أَنْ يَأْخُذَهُ بِشِمَالِهِ وَيَصُبَّ الْمَاءَ عَلَى يَمِينِهِ ثَلَاثًا ثُمَّ يَأْخُذَهُ بِيَمِينِهِ وَيَصُبَّهُ عَلَى يَسَارِهِ كَذَلِكَ وَإِنْ كَانَ كَبِيرًا كَالْحُبِّ إنْ كَانَ مَعَهُ إنَاءٌ صَغِيرٌ يَفْعَلُ مَا ذَكَرْنَا وَإِنْ لَمْ يَكُنْ أَدْخَلَ أَصَابِعَ يَدِهِ الْيُسْرَى مَضْمُومَةً فِي الْإِنَاءِ وَيَصُبُّ عَلَى كَفِّهِ الْيُمْنَى وَيُدَلِّكُ الْأَصَابِعَ بَعْضَهَا بِبَعْضٍ حَتَّى تَطْهُرَ ثُمَّ يُدْخِلَ الْيُمْنَى فِي الْإِنَاءِ وَيَغْسِلَ الْيُسْرَى. كَذَا فِي الْمُضْمَرَاتِ وَهَذَا إذَا لَمْ تَكُنْ عَلَى يَدِهِ نَجَاسَةٌ فَإِنْ كَانَتْ يَحْتَالُ بِحِيلَةٍ أُخْرَى كَذَا فِي الْخُلَاصَةِ.

Eller Nasıl Yıkanır

Eğer su kabı küçükse, su kabı sol ele alınarak, sağ elin üzerine dökülür. Bu üç defa tekrarlanır. Sonra da su kabı, aynı şekilde sağ ele alınarak sol elin üzerine dökülür. Fakat, su kabı eğer küp gibi büyük olur ve yanında da küçük bir kab bulunursa, yine yukarıda söylediğimiz gibi yapılır. Fakat, su kabı büyük olur ve yanında da küçük bir kap bulun­mazsa, sol elini, parmaklarını bitiştirip avucunu çukurlaştırarak su kabına daldırır, aldığı suyu sağ elinin içine döker. Temizlenene kadar, parmaklarını birbirleri ile iyice ovarak elini yıkar. Sonra sağ elini su kabına sokar ve sol elini yıkar. Muzmarât’ta da böyle­dir. Tarif edilen bu şekil, o kimsenin elinde pislik bulunmaması halindedir. Eğer elinde pislik bulunursa, başka çareler arar. Hülâsa’da da böyledir.

وَاخْتَلَفُوا أَنَّهُ يَغْسِلُ يَدَيْهِ قَبْلَ الِاسْتِنْجَاءِ أَوْ بَعْدَهُ وَالْأَصَحُّ أَنَّهُ يَغْسِلُهُمَا مَرَّتَيْنِ مَرَّةً قَبْلَ الِاسْتِنْجَاءِ وَمَرَّةً بَعْدَهُ، كَذَا فِي فَتَاوَى قَاضِي خَانْ.

O Ellerin istincâ’dan önce mi, sonra mı yıkanacağı hususunda gerçekten ihtilâf edilmiştir. Fakat esahh olan, bir defa istincâ’dan önce ve bir defa da istincâdan sonra olmak üzere, elleri iki defa yıkamaktır- Fetâvâyi Kâdihân’da da böyledir.

وَمِنْهَا الْمَضْمَضَةُ وَالِاسْتِنْشَاقُ وَالسُّنَّةُ أَنْ يَتَمَضْمَضَ ثَلَاثًا أَوَّلًا ثُمَّ يَسْتَنْشِقَ ثَلَاثًا وَيَأْخُذَ لِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا مَاءً جَدِيدًا فِي كُلِّ مَرَّةٍ وَكَذَا فِي مُحِيطِ السَّرَخْسِيِّ.

3- Ağzı Yıkamak[16]

 4- Burnu Yıkamak

Sünnet olan, önce ağzı üç defa yıkamak, sonra da burna üç defa su çekmektir. Ayrıca, bunların her birisi için, her defa suyu yenilemek de sünnettir. Serahsî’nin Muhıyt’ınde de böyledir.

وَحَدُّ الْمَضْمَضَةِ اسْتِيعَابُ الْمَاءِ جَمِيعَ الْفَمِ وَحَدُّ الِاسْتِنْشَاقِ أَنْ يَصِلَ الْمَاءُ إلَى الْمَارِنِ. كَذَا فِي الْخُلَاصَةِ.

Mazmaza’nın (yani ağza su vermenin) sınırı, suyun, ağzın tamamını kaplamasıdır. îstinşâk’ın (yani burna su vermenin) sınırı ise, suyun genize ulaşmasıdır. Hulâsa’da da böyledir.

إنْ تَرَكَ الْمَضْمَضَةَ وَالِاسْتِنْشَاقَ أَثِمَ عَلَى الصَّحِيحِ؛ لِأَنَّهُمَا مِنْ سُنَنِ الْهُدَى وَتَرْكُهَا يُوجِبُ الْإِسَاءَةَ بِخِلَافِ السُّنَنِ الزَّوَائِدِ فَإِنَّ تَرْكَهَا لَا يُوجِبُ الْإِسَاءَةَ هَكَذَا فِي السِّرَاجِ الْوَهَّاجِ.

Mazmaza ve İstinşak’ı terketmek gerçekten gunahtır ki, her ikisi de sünnet-i müekkededir. Ve onu terketmek, zevâid sünneti terketmek gibi değildir; günahı gerektirir. Zevâidin terke­dilmiş olması ise kötülüğü gerektirmez Sirâcül – Vehhâc’da bu böyledir.

وَإِنْ أَخَذَ الْمَاءَ بِكَفِّهِ وَرَفَعَ مِنْهُ بِفِيهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ وَتَمَضْمَضَ يَجُوزُ وَلَوْ رَفَعَ الْمَاءَ مِنْ الْكَفِّ بِأَنْفِهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ وَاسْتَنْشَقَ لَا يَجُوزُ؛ لِأَنَّهُ يَعُودُ الْمَاءُ الْمُسْتَعْمَلُ فِي الِاسْتِنْشَاقِ لَا الْمَضْمَضَةِ هَكَذَا فِي الْمُحِيطِ.

Bir kimse, bir defada ovucuna almış bulunduğu suyu mazmaza esnasında üç defada kullanırsa, yani bir avuç suyun bir kısmını ağzına alır; sonra onu çıkarır; sonra avucunda kalan suyun bir kısmım daha alır ve onu da çıkarır ve son olarak da suyun kalan kısmını alıp çıkararak, bir avuç suyu üçe bölerek, onunla üç defa ağzına yıkamış olursa bu caizdir. Fakat, bu işi burnunda yapmaya kalkarsa caiz olmaz. Çünkü istinşak’ta su kullanılmış olarak geri döner. Mazmazada ise böyle bir durum yoktur. Muhıyt’ta da böyledir.

وَإِذَا أَخَذَ الْمَاءَ بِكَفِّهِ فَتَمَضْمَضَ بِبَعْضِهِ وَاسْتَنْشَقَ بِالْبَاقِي جَازَ وَلَوْ كَانَ عَلَى عَكْسِهِ لَا يَجُوزُ. كَذَا فِي السِّرَاجِ الْوَهَّاجِ.

Bir kinsenin, avucuna aldığı suyun bir kısmı ile mazmaza yaptıktan sonra, kalan kısmı ile de istinşak etmesi caizdir. Bunun aksine yapmak ise – yani önce istinşak edip sonra mazmaza yapmak – caiz değildir. Sirâcül – Vehhâc’da bu böyledir.

(وَمِنْهَا السِّوَاكُ)

وَيَنْبَغِي أَنْ يَكُونَ السِّوَاكُ مِنْ أَشْجَارٍ مُرَّةٍ؛ لِأَنَّهُ يُطَيِّبُ نَكْهَةَ الْفَمِ وَيَشُدُّ الْأَسْنَانَ وَيُقَوِّي الْمَعِدَةَ وَلْيَكُنْ رَطْبًا فِي غِلَظِ الْخِنْصَرِ وَطُولِ الشِّبْرِ وَلَا يَقُومُ الْأُصْبُعُ مَقَامَ الْخَشَبَةِ فَإِنْ لَمْ تُوجَدْ الْخَشَبَةُ فَحِينَئِذٍ يَقُومُ الْأُصْبُعُ مِنْ يَمِينِهِ مَقَامَ الْخَشَبَةِ. كَذَا فِي الْمُحِيطِ وَالظَّهِيرِيَّةِ.

5- MisvakMisvağın acı ağaçtan olması uygundur. Çünkü bu ağaç, ağzın kokusunu temizler, dişleri kuvvetlendirir ve mideye de sağlamlık kazandırır. Misvak taze olsun. Misvağın kalınlığı, küçük parmak kalınlığında, uzunluğu ise bir karış uzunluğunda olmalıdır. Dişleri parmakla yıkamak, misvak yerini tutmaz. Ancak, misvak bulunmazsa, sağ elinı bir parmağı ve dişleri temizlemek, misvak yerine kaim olur. Muhıyt ve Zahiriyye’de da böyledir.

وَالْعِلْكُ يَقُومُ مَقَامَهُ لِلْمَرْأَةِ. كَذَا فِي الْبَحْرِ الرَّائِقِ.

Kadın için sakız çiğnemek, misvak yerini tutar. Bahrür-Raik’ta da böyledir.

وَيُنْدَبُ إمْسَاكُهُ بِيَمِينِهِ بِأَنْ جَعَلَ الْخِنْصَرَ أَسْفَلَهُ وَالْإِبْهَامَ أَسْفَلَ رَأْسِهِ وَبَاقِيَ الْأَصَابِعِ فَوْقَهُ. كَذَا فِي النَّهْرِ الْفَائِقِ.

Misvak nasıl tutulmalı : Misvak, sağ elle tutulmalıdır. Misvakın ön kısmı, baş parmak alta ve şehadet parmağı da üste gelecek şekilde tutulur. Bu esnada orta parmak ve yanındaki yüzük parmağı da – şehadet parmağı gibi – misvakın üstünde olur. Küçük parmak ise baş parmak gibi misvakın altında bulunur. Misvakı bu şekilde tutmak menduptur. En-Nehrül-Faik’ta da böyledir.

ثُمَّ وَقْتُ الِاسْتِيَاكِ هُوَ وَقْتُ الْمَضْمَضَةِ. كَذَا فِي النِّهَايَةِ

Misvak ne zaman kullanılmalı : Misvak kullanmanın vakti, mazmaza zamanıdır. Nihâye’de de böyledir.

وَيَسْتَاكُ أَعَالِيَ الْأَسْنَانِ وَأَسَافِلَهَا وَيَسْتَاكُ عَرْضَ أَسْنَانِهِ وَيَبْتَدِئُ مِنْ الْجَانِبِ الْأَيْمَنِ. كَذَا فِي الْجَوْهَرَةِ النَّيِّرَةِ.

Misvak nasıl kullanılmalı: Misvak kullanmaya, önce sağ ta­raftan başlanılmalıdır. Dişlerin boyları istikametinde, altları da üstleri de misvaklanmalıdir. Sonra dişler, enleri istikametinde ide misvaklanmalıdırlar Cevheretü’nNeyyire’de de böyledir.

وَمَنْ خَشِيَ مِنْ السِّوَاكِ تَحْرِيكَ الْقَيْءِ تَرَكَهُ.

Misvak’ın ağızdaki hareketinden dolayı, kusacağnıdan korkan kimse, misvak kullanmayı terk eder.

وَيُكْرَهُ أَنْ يَسْتَاكَ مُضْطَجِعًا. كَذَا فِي السِّرَاجِ الْوَهَّاجِ.

Yatarken misvak kullanmak da mekruh’tur, Sİrâcül -vehhâc’da da böyledir.

(وَمِنْهَا تَخْلِيلُ اللِّحْيَةِ)

ذَكَرَ قَاضِي خَانْ فِي شَرْحِ الْجَامِعِ الصَّغِيرِ تَخْلِيلَ اللِّحْيَةِ بَعْدَ التَّثْلِيثِ سُنَّةً فِي قَوْلِ أَبِي يُوسُفَ وَبِهِ أَخَذَ. كَذَا فِي الزَّاهِدِيِّ وَفِي الْمَبْسُوطِ وَهُوَ الْأَصَحُّ. كَذَا فِي مِعْرَاجِ الدِّرَايَةِ.

6- Sakalı Hilallemek

Kadihan, Camlü’s-Sağır Şerhinde: “Üç defa yıkadıktan sonra sakalı hilallemek sürnettir.” Demiştir. Ebu Yusuf’un kavli de böyledir ve Kadihan bu kavli almıştır. Mebsut’ta; “Esahh olan da budur.” demiştir.

وَكَيْفِيَّتُهُ أَنْ يُدْخِلَ أَصَابِعَهُ فِيهَا وَيُخَلِّلَ مِنْ الْجَانِبِ الْأَسْفَلِ إلَى فَوْقٍ وَهُوَ الْمَنْقُولُ عَنْ شَمْسِ الْأَئِمَّةِ الْكُرْدِيِّ – رَحِمَهُ اللَّهُ تَعَالَى -. كَذَا فِي الْمُضْمَرَاتِ.

Parmaklar sakalın içine sokularak alt taraftan üste doğru, sakal hîlâllenir. Bu, Şemsül-Eimme’I-Kerderi’den naklolunmuş. Muzmarat’ta da böyledir.

(وَمِنْهَا تَخْلِيلُ الْأَصَابِعِ)

وَهُوَ إدْخَالُ بَعْضِهَا فِي بَعْضٍ بِمَاءٍ مُتَقَاطِرٍ وَهَذَا سُنَّةٌ مُؤَكَّدَةٌ اتِّفَاقًا كَذَا فِي النَّهْرِ الْفَائِقِ هَذَا إذَا وَصَلَ الْمَاءُ إلَى أَثْنَائِهَا وَإِنْ لَمْ يَصِلْ بِأَنْ كَانَتْ مُنْضَمَّةً فَوَاجِبٌ، كَذَا فِي التَّبْيِينِ.

7- Parmakların Aralarını Ovmak (Hilallemek)

Ovmak, su damlamakta olan parmakları, diğer parmakların arasına girdirmekle olur. Böyle yapmak ise, ittifakla sünnet-i müekkededir. Nehrü’l  Fâik’te de böyledir. Bu hüküm, suyun, parmakların arasıra ulaşması haline göredir. Fakat, eğer parmakların, arası, diğer parmakların giremiyeceği kadar  bitişik olursa, buralara suyu ulaştırmak vacib olur. Tebyîn’de de böyledir.

وَيُغْنِي عَنْهُ إدْخَالُهَا فِي الْمَاءِ وَلَوْ غَيْرَ جَارٍ وَالْأَوْلَى فِي الْيَدَيْنِ التَّشْبِيكُ وَفِي الرِّجْلَيْنِ أَنْ يُخَلِّلَ بِخِنْصَرِ يَدِهِ الْيُسْرَى خِنْصَرَ رِجْلِهِ الْيُمْنَى وَيَخْتِمَ بِخِنْصَرِ رِجْلِهِ الْيُسْرَى. كَذَا فِي النَّهْرِ الْفَائِقِ وَيُدْخِلَ الْأُصْبُعَ مِنْ أَسْفَلَ. كَذَا فِي الْمُضْمَرَاتِ.

Ellerini suyun içine sokmuş olan kimse için su, durgun bile olsa parmak aralarını hilallemek zarureti yoktur. Evlâ olan, ellerde tesbîk yani parmakları birbirleri arasına girdirmektir. Ayaklarda ise, sol elin küçük parmağı ile, sağ ayağın küçük parmağından hilallemeye başlanır ve bu iş sol ayağın küçük parmağın da bitirir. Nehrü’l  Fâik’te de böyledir. Hilalleme esnasında küçük parmak ayağın alt kısmından girdirilir. Muzmarat’ta da böyledir.

(وَمِنْهَا تَكْرَارُ الْغَسْلِ ثَلَاثًا)

فِيمَا يُفْرَضُ غَسْلُهُ نَحْوُ الْيَدَيْنِ وَالْوَجْهِ وَالرِّجْلَيْنِ. كَذَا فِي الْمُحِيطِ.

8- Yıkanması Gereken Uzuvları Üçer Defa Yıkamak:

Yıkanması farz olan, eller, yüz ve ayaklar gibi azalan, üçer defa yıkamak sünnettir. Muhıyt’te de böyledir.

الْمَرَّةُ الْوَاحِدَةُ السَّابِغَةُ فِي الْغَسْلِ فَرْضٌ. كَذَا فِي الظَّهِيرِيَّةِ وَالثِّنْتَانِ سُنَّتَانِ مُؤَكَّدَتَانِ عَلَى الصَّحِيحِ. كَذَا فِي الْجَوْهَرَةِ النَّيِّرَةِ.

Bu uzuvlardan birini yıkmaya başlayınca, ilk yıkama farzdır. Zahiriye’ de de böyledir. Sahih kavle göre diğer iki yıkayış ise sünnet-i müekkede’dir. Cevheretü’n – Neyyire’de de böyledir.

وَتَفْسِيرُ السُّبُوغِ أَنْ يَصِلَ الْمَاءُ إلَى الْعُضْوِ وَيَسِيلَ وَيَتَقَاطَرَ مِنْهُ قَطَرَاتٌ. كَذَا فِي الْخُلَاصَةِ وَفِي فَتَاوَى الْحُجَّةِ وَيَنْبَغِي أَنْ يَغْسِلَ الْأَعْضَاءَ كُلَّ مَرَّةٍ غَسْلًا يَصِلُ الْمَاءُ إلَى جَمِيعِ مَا يَجِبُ غَسْلُهُ فِي الْوُضُوءِ فَلَوْ غَسَلَ فِي الْمَرَّةِ الْأُولَى وَبَقِيَ مَوْضِعٌ يَابِسٌ ثُمَّ فِي الْمَرَّةِ الثَّانِيَةِ يُصِيبُ الْمَاءُ بَعْضَهُ ثُمَّ فِي الْمَرَّةِ الثَّالِثَةِ يُصِيبُ مَوَاضِعَ فَهَذَا لَا يَكُونُ غَسْلَ الْأَعْضَاءِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ. كَذَا فِي الْمُضْمَرَاتِ.

Yıkamanın tamam olduğu nasıl anlaşılır : Abdest alırken, yıkanmakta olan uzva su ulaşır ve ondan damla damla dökülüp akarsa, bu durumda yıkama tamam olmuş olur- Hulâsa’da da böy-dir. Fetâvâyi Huccet’de : «En uygun olan, abdestte yıkanması farz olan her uzvun her tarafına, her bir yıkayışta suyu ulaştırmaktır.» denilmiştir. Birinci defadaki yıkamada, bazı yerler kuru kalmış olsa da ikinci yıkamada bunlardan bir kısmı giderilse, fakat yine bir kı­sım kuru yer kalmış bulunsa; üçüncü yıkamada ise her yer ıslanmış olsa, bu durumda azalar üç defa yıkanmış olmaz» denilmiştir. Muzmarat’ta da böyledir.

وَلَوْ تَوَضَّأَ مَرَّةً لِعِزَّةِ الْمَاءِ أَوْ لِلْبَرْدِ أَوْ لِحَاجَةٍ لَا يُكْرَهُ وَلَا يَأْثَمُ وَإِلَّا فَيَأْثَمُ. كَذَا فِي مِعْرَاجِ الدِّرَايَةِ.

Abdest  azalarını birer defa  yıkamakla  yetinmek nedir : Bir kimse, bir ihtiyaçtan dolayı veya soğuk olduğu için veyahut da suyun azlığı sebebi ile abdest azalarını birer defa yıkamakla yetinse, bu mekruh değildir ve o kimse günahkâr olmaz. Fakat, sayılan sebeplerde hiç biri yokken abdest azalarım birer defa yıkamakla yetinmek günahtır. Mi’râcü’d – Dirâye’de de böyledir.

وَلَوْ زَادَ عَلَى الثَّلَاثِ لِطُمَأْنِينَةِ الْقَلْبِ عِنْدَ الشَّكِّ أَوْ بِنِيَّةِ وُضُوءٍ آخَرَ فَلَا بَأْسَ بِهِ هَكَذَا فِي النِّهَايَةِ وَالسِّرَاجِ الْوَهَّاجِ.

Abdest azalarını üç defadan fazla yıkamak nedir : Kalbin mutmain olması veya şüpheden kurtulmak veyahut da ikinci bir abdest almak niyyeti ile abdest uzuvlarını üçten fazla yıkamakta bir beis yoktur. Bu husus Nİhâye’de ve Sirâeül-Yehhâc’da da böy­ledir.

(وَمِنْهَا مَسْحُ كُلِّ الرَّأْسِ مَرَّةً)

كَذَا فِي الْمُتُونِ وَالْأَظْهَرُ أَنَّهُ يَضَعُ كَفَّيْهِ وَأَصَابِعَهُ عَلَى مُقَدَّمِ رَأْسِهِ وَيَمُدُّهُمَا إلَى قَفَاهُ عَلَى وَجْهٍ يَسْتَوْعِبُ جَمِيعَ الرَّأْسِ ثُمَّ يَمْسَحُ أُذُنَيْهِ بِأُصْبُعَيْهِ وَلَا يَكُونُ الْمَاءُ مُسْتَعْمَلًا بِهَذَا. هَكَذَا فِي التَّبْيِينِ وَإِنْ دَاوَمَ عَلَى تَرْكِ اسْتِيعَابِ الرَّأْسِ بِغَيْرِ عُذْرٍ يَأْثَمُ. كَذَا فِي الْقُنْيَةِ.


9- Başın Tamamını Bir Defa Defa Meshetmek

Mütünde de böyledir. Başın tamamı nasıl meshedilir : Kişi, iki avcunu ve parmak­larım, başının ön kısmından başlıyarak arka kısmına kadar, başın tamamını kaplıyacak bir şekilde çekerek mesheder. Sonra da, iki parmağı ile iki kulağını mesheder. Böyle yapınca su, müsta’mel (kullanılmış su) olmaz. Bu husus, Tebyîn’de de böyledir. Başın tamamını  kaplama meshetmeyi devamlı olarak ve özürsüz bir şekilde terketmek günah olur. Gunye’de de böyledir.

(وَمِنْهَا مَسْحُ الْأُذُنَيْنِ)

يَمْسَحُ مُقَدَّمَهُمَا وَمُؤَخَّرَهُمَا بِالْمَاءِ الَّذِي يَمْسَحُ بِهِ رَأْسَهُ. كَذَا فِي شَرْحِ الطَّحَاوِيِّ.

10- Kulakları Meshetmek

Abdest alan kimse, başını meshettiği su ile, kulaklarının ön ve arka tarafını da mesheder- Tahâvî Şerhinde de böyledir.

وَلَوْ أَخَذَ مَاءً جَدِيدًا مِنْ غَيْرِ فَنَاءِ الْبَلَّةِ كَانَ حَسَنًا. كَذَا فِي الْبَحْرِ الرَّائِقِ.

Fakat, başın meshinden sonra elde bulunan ıslaklıkla değil de, başka taze bir su ile kulakları meshetmek daha güzel olur. Bahrü’r – Râik’ta da böyledir.

وَلَوْ مَسَحَ مُقَدَّمَهُمَا مَعَ الْوَجْهِ وَمُؤَخَّرَهُمَا مَعَ الرَّأْسِ جَازَ وَلَكِنَّ الْأَفْضَلَ هُوَ الْأَوَّلُ كَذَا فِي شَرْحِ الطَّحَاوِيِّ.

Bir kimse, kulaklarının Ön tarafını, yüzünü yıkarken, arka taraflarını da, başı ile beraber meshetse, böyle yapması caiz olur. Fakat, en faziletli ve üstün olanı, bir önceki —- paragrafta söylemiş olduğumuz — şekildir, Tahâvî Şerhi’nde de böyledir.

وَيَمْسَحُ ظَاهِرَ الْأُذُنَيْنِ بِبَاطِنِ الْإِبْهَامَيْنِ وَبَاطِنِ الْأُذُنَيْنِ بِبَاطِنِ السَّبَّابَتَيْنِ. كَذَا فِي السِّرَاجِ الْوَهَّاجِ.

Kulaklar nasıl meshedilir : Kulakların, dış tarafı, iki baş parmağın iç tarafı ile; iç tarafları ise, şehâdet parmaklarının iç ta­rafları ile meshedilir. Sirâcül – Vehhâc’da da böyledir.

(وَمِنْهَا النِّيَّةُ)

11- Niyet

وَالْمَذْهَبُ أَنْ يَنْوِيَ مَا لَا يَصِحُّ إلَّا بِالطَّهَارَةِ مِنْ الْعِبَادَةِ أَوْ رَفْعِ الْحَدَثِ كَذَا فِي التَّبْيِينِ.

Abdest alacak olan kimse, kendisinden hadesin kalkmasına ve ibadetlerden herhangi birinin abdestsiz sahih olmadığına niyyet etmesi gerekir. Tebyîn’de de böyledir.

وَكَيْفِيَّتُهَا أَنْ يَقُولَ: نَوَيْت أَنْ أَتَوَضَّأَ لِلصَّلَاةِ تَقَرُّبًا إلَى اللَّهِ تَعَالَى أَوْ نَوَيْت رَفْعَ الْحَدَثِ أَوْ نَوَيْت الطَّهَارَةَ أَوْ نَوَيْت اسْتِبَاحَةَ الصَّلَاةِ. كَذَا فِي السِّرَاجِ الْوَهَّاجِ.

Niyyet nasıl yapılır : «Allah-u Teâlâ’ya yakınlaşmak maksa­dı ile namaz kılmak için abdest almaya niyyet ettim.» diyerek niy­yet edilebilir. Veya «Hadesin kalkması için.. », «temizlik için»…, «namaz kılmak İçin…», «niyyet ettim» denir. Sirâeü’l-Vehhâc’da da böyledir.

وَأَمَّا وَقْتُهَا فَعِنْدَ غَسْلِ الْوَجْهِ وَمَحَلُّهَا الْقَلْبُ وَالتَّلَفُّظُ بِهَا مُسْتَحَبٌّ. كَذَا فِي الْجَوْهَرَةِ النَّيِّرَةِ.

Ne zaman niyyet edilmelidir : Niyyetin vakti yüzün yıkandiği zamandır. Niyyetin mahalli ise kalbdir. Niyyeti dil ile söylemek ise müstehaptır. Cevheretü’n – Neyyire’de de böyledir.

(وَمِنْهَا التَّرْتِيبُ)

وَهُوَ أَنْ يَبْدَأَ بِمَا بَدَأَ اللَّهُ تَعَالَى بِذِكْرِهِ. كَذَا فِي التَّبْيِينِ عَدَّ الْقُدُورِيُّ النِّيَّةَ وَالتَّرْتِيبَ وَالِاسْتِيعَابَ مِنْ الْمُسْتَحَبَّاتِ وَعَدَّهَا صَاحِبُ الْهِدَايَةِ وَالْمُحِيطِ وَالتُّحْفَةِ وَالْإِيضَاحِ وَالْوَافِي مِنْ السُّنَنِ وَهُوَ الْأَصَحُّ. كَذَا فِي مِعْرَاجِ الدِّرَايَةِ.

12- Tertibe Riayet Etmek

Tertib : Abdesti, âyet-i kerimedeki sıraya riayet ederek al­mak, yani önce elleri, sonra yüzü yıkamak; sonra da başı meshetmek ve en sonda da ayakları yıkamaktır. Tebyîn’de de böyledir. Kudûrî, niyyeti, tertibi ve basın tamamını — kaplama — meshetmeyi, abdestîn müstehablarından saymıştır. Hidâye, Muhiyt, Tuhfe, İzah ve Vâfâ Sahibleri ise, bunları sün­netten saymışlardır. Esahh olan da budur. Mi’racü’d – Dirâye’de de böyledir.

(وَمِنْهَا الْمُوَالَاةُ)

وَهِيَ التَّتَابُعُ وَحَدُّهُ أَنْ لَا يَخِفَّ الْمَاءُ عَلَى الْعُضْوِ قَبْلَ أَنْ يَغْسِلَ مَا بَعْدَهُ فِي زَمَانٍ مُعْتَدِلٍ وَلَا اعْتِبَارَ بِشِدَّةِ الْحَرِّ وَالرِّيَاحِ وَلَا شِدَّةِ الْبَرْدِ وَيُعْتَبَرُ أَيْضًا اسْتِوَاءُ حَالَةِ الْمُتَوَضِّئِ كَذَا فِي الْجَوْهَرَةِ النَّيِّرَةِ.

13- Müvâlât

Müvâlât: Ortalama bir zamanda yıkanılmış bulunan bir uz­vun, yaşlığı kurumadan önce, diğer bir uzvu yıkamak demektir. Bu hususta, şiddetli sıcağın, şiddetli soğuğun ve rüzgârın ku­rutmuş olması mu’teber değildir. Abdest alan kimsenin, normal hal­de bulunmasına itibar olunur. Cevheretü’n – Neyyîre’de de böyle­dir.

وَإِنَّمَا يُكْرَهُ التَّفْرِيقُ فِي الْوُضُوءِ إذَا كَانَ بِغَيْرِ عُذْرٍ أَمَّا إذَا كَانَ بِعُذْرٍ بِأَنْ فَرَغَ مَاءُ الْوُضُوءِ فَيَذْهَبُ لِطَلَبِ الْمَاءِ أَوْ مَا أَشْبَهَ ذَلِكَ فَلَا بَأْسَ بِالتَّفْرِيقِ عَلَى الصَّحِيحِ وَهَكَذَا إذَا فَرَّقَ فِي الْغُسْلِ وَالتَّيَمُّمِ. كَذَا فِي السِّرَاجِ الْوَهَّاجِ.

Abdest azalarından birini yıkadıktan sonra, ara verip daha sonra diğer abdest azasını ‘yıkamak — eğer bu durumu meşru kılan abdest alan kimsenin suyunun bitmesi veya benzeri bir hal olması gibi— bir Özür yoksa mekruhtur. Böyle bir özür olması halinde, abdest alırken iki uzvu yıkama esnasında ara vermekte bir beis yoktur. Yani, özürden dolayı, bir uzvunu yıkadıktan sonra, ara verip daha sonra da öbür uzvunu yıkamasında herhangi bir mes’uliyet yoktur. Ve bu kavil sahihtir. Gusül ve teyemmümde de bu kavil geçerlidir. Sirâcü’I – Vehhâc’da da böyledir.

image_pdfсформировать PDFimage_printсформировать страницу для печати

Leave a Comment