Abdestin Âdabı
(وَهَا هُنَا سُنَنٌ وَآدَابٌ ذَكَرَهَا الْمَشَايِخُ)
وَالسُّنَّةُ عِنْدَ غَسْلِ رِجْلَيْهِ أَنْ يَأْخُذَ الْإِنَاءَ بِيَمِينِهِ وَيَكُبَّهُ عَلَى مُقَدَّمِ رِجْلِهِ الْيُمْنَى وَيُدَلِّكَهُ بِيَسَارِهِ فَيَغْسِلَهَا ثَلَاثًا ثُمَّ يُفِيضَ الْمَاءَ عَلَى مُقَدَّمِ رِجْلِهِ الْيُسْرَى وَيُدَلِّكَهُ. كَذَا فِي الْمُحِيطِ.
Alimlerimize göre abdestin edepleri ve bunlarla ilgili diğer bazı sünnetler de vardır. Şöyle ki :
1. Ayakları yıkarken su kabı, sağ elle tutulur. Sağ ayağın Ön tarafından başlanılarak su dökülür ve sol el ile ovalanır. Bu şekilde üç defa yıkanır. Sonra su, sol ayağın Önünden dökülerek, o da yukarıdaki şekilde ovularak üç defa yıkanır. Sünnet olan budur. Muhıyt’te de böyledir.
وَمِنْ السُّنَنِ الْبُدَاءَةُ مِنْ رُءُوسِ الْأَصَابِعِ فِي الْيَدَيْنِ وَالرِّجْلَيْنِ. كَذَا فِي فَتْحِ الْقَدِيرِ وَهَكَذَا فِي الْمُحِيطِ.
2- Elleri ve ayaklan yıkamaya, parmak uçlarından başlamak da sünnettir. Fethül – Kadîr’de de böyledir. Keza, Muhıyt’te de böyledir.
وَالْبُدَاءَةُ مِنْ مُقَدَّمِ الرَّأْسِ فِي الْمَسْحِ سُنَّةٌ. هَكَذَا فِي الزَّاهِدِيِّ.
3- Başı meshederken, ön tarafından başlamak sünnettir. Bu husus Zâhidî’de de böyledir.
وَالتَّرْتِيبُ فِي الْمَضْمَضَةِ وَالِاسْتِنْشَاقِ سُنَّةٌ عِنْدَنَا. كَذَا فِي الْخُلَاصَةِ
4- Mazmaza ve istinşakta da tertib (bunları sıra ile yapmak) sünnettir. Hulâsa’da da böyledir.
وَالْمُبَالَغَةُ فِيهِمَا سُنَّةٌ أَيْضًا. كَذَا فِي الْكَافِي وَشَرْحِ الطَّحَاوِيِّ إلَّا أَنْ يَكُونَ صَائِمًا. كَذَا فِي التَّتَارْخَانِيَّة وَهِيَ فِي الْمَضْمَضَةِ بِالْغَرْغَرَةِ. كَذَا فِي الْكَافِي وَفِي الِاسْتِنْشَاقِ أَنْ يَضَعَ الْمَاءَ عَلَى مَنْخِرَيْهِ وَيَجْذِبَهُ حَتَّى يَصْعَدَ إلَى مَا اشْتَدَّ مِنْ أَنْفِهِ. كَذَا فِي الْمُحِيطِ.
5- Mazmaza ve istinşakta mübalağa da sünnettir. Yani ağza ve burna suyu bol bol vermelidir- Kâfî’de de, Tahâvî Şerhi’nde de böyledir.
Yalnız, abdest alan kimse oruçlu olduğu zaman, mübalağa etmek sünnet değildir. Tatarhânîye’de de böyledir.
Mazmazada mübalağa, suyu ağızda gargara etmekle olur. Kâfi’de de böyledir.
îstinşakta mübalağa ise, suyu — acı duyacak kadar — burnun üst tarafına .— genize— şiddetle çekmekle olur. Ta ki su, yukarıya kadar çıkmış olsun, Muhiyt’te de böyledir.
وَفِي الْأَصْلِ مِنْ الْأَدَبِ أَنْ لَا يُسْرِفَ فِي الْمَاءِ وَلَا يُقَتِّرَ. كَذَا فِي الْخُلَاصَةِ وَهَذَا إذَا كَانَ مَاءَ نَهْرٍ أَوْ مَمْلُوكًا لَهُ فَإِنْ كَانَ مَاءً مَوْقُوفًا عَلَى مَنْ يَتَطَهَّرُ أَوْ يَتَوَضَّأُ حَرُمَتْ الزِّيَادَةُ وَالْإِسْرَافُ بِلَا خِلَافٍ. كَذَا فِي الْبَحْرِ الرَّائِقِ.
6- Abdest alırken suyu israf etmemek ve onu pek az bir miktarda kullanmamak da edebdendir. Hülâsa’da da böyledir. Bir kimse, nehir başında abdest alıyor olsa ve hatta kendisi nehrin (yani akarsunun) sahibi bulunsa bile, abdest alırken israf etmemesi gerekir.
Hatta su, temizlenmek veya abdest alınmak için vakfedilmişse, bu sudan fazla almak veya israf etmek —hilafsız olarak— haram olur. Bahrü’r – Râik’te de böyledir.
وَأَنْ يَقُولَ عِنْدَ غَسْلِ كُلِّ عُضْوٍ: أَشْهَدُ أَنْ لَا إلَهَ إلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ وَأَنْ لَا يَتَكَلَّمَ فِيهِ بِكَلَامِ النَّاسِ. كَذَا فِي الْمُحِيطِ فَإِنْ دَعَتْ إلَى الْكَلَامِ حَاجَةٌ يُخَافُ فَوْتُهَا بِتَرْكِهِ لَمْ يَكُنْ فِيهِ تَرْكُ الْأَدَبِ. كَذَا فِي الْبَحْرِ الرَّائِقِ.
7- Abdest azalarını yıkarken konuşmamalı ve her uzvu yıkarken. (Eşhedü enlâ ilahe Ülellahu vahdehû lâ şerîkeleh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlühû) demelidir. Muiuyt’te de böyledir.
Fakat, abdest alırken, zarurete binâen konuşmak edebsizlik sayılmaz. Bahrü’r – Raık’te de böyledir.
وَأَنْ يَقُومَ بِأَمْرِ الْوُضُوءِ بِنَفْسِهِ
8- Abdest alan kimsenin, abdestle ilgili işleri bizzat kendisinin yapması,
وَأَنْ تَقُولَ: بَعْدَ الْفَرَاغِ مِنْ الْوُضُوءِ سُبْحَانَك اللَّهُمَّ وَبِحَمَدِك أَشْهَدُ أَنْ لَا إلَهَ إلَّا أَنْتَ أَسْتَغْفِرُك وَأَتُوبُ إلَيْك وَأَشْهَدُ أَنْ لَا إلَهَ إلَّا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
9- Abdest bittikten sonra. (Sübbâneke AUahümme ve bi hamdik. Eşhedü enlâ ilahe illâ ente. Esteğfirüke ve etûbü ileyk- Ve eşhedü enlâ ilahe iîlellahü ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû) demesi,
وَأَنْ لَا يَمْسَحَ سَائِرَ أَعْضَائِهِ بِالْخِرْقَةِ الَّتِي يَمْسَحُ بِهَا مَوْضِعَ الِاسْتِنْجَاءِ
10- İstinca yerlerini sildiği bezle, abdest uzuvlarını silmemesi,
وَأَنْ يَسْتَقْبِلَ الْقِبْلَةَ عِنْدَ الْوُضُوءِ بَعْدَ الْفَرَاغِ مِنْ الِاسْتِنْجَاءِ
11- İstinca dan sonra, abdest almak için kıbleye karşı oturması,
وَأَنْ يَقُولَ بَعْدَ الْفَرَاغِ مِنْ الْوُضُوءِ أَوْ فِي خِلَالِ الْوُضُوءِ: اللَّهُمَّ اجْعَلْنِي مِنْ التَّوَّابِينَ وَاجْعَلْنِي مِنْ الْمُتَطَهِّرِينَ
12- Abdest aldıktan sonra veya abdest esnasında,
(Allhümme’calnî mine’t – tevvâbîne vec’alnî minel mütetahhi-rîn) demesi,
وَأَنْ يُصَلِّيَ رَكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْفَرَاغِ مِنْ الْوُضُوءِ
13- Kerâhat vakti değilse iki rek’at namaz kılması,
وَأَنْ يَمْلَأَ آنِيَتَهُ بَعْدَ الْفَرَاغِ مِنْ الْوُضُوءِ لِصَلَاةٍ أُخْرَى. كَذَا فِي الْمُحِيطِ
14- Abdest aldıktan sonra —mutâkıb namaz için— su kabını doldurması, Muhıyt’te de böyledir.
وَأَنْ يَشْرَبَ قَطْرَةً مِنْ فَضْلِ وَضُوئِهِ مُسْتَقْبِلَ الْقِبْلَةِ قَائِمًا
15- Abdestten artan sudan, ayakta oîduğu halde ve kıbleye dönerek biraz içmesi,
وَيَتَوَضَّأُ بِآنِيَةِ الْخَزَفِ
16- Abdesti topraktan yapılmış bir kapla alması,
وَيَتَوَقَّى التَّقَاطُرَ عَلَى الثِّيَابِ كَذَا فِي الزَّاهِدِيِّ
17- Abdest alırken damlaların elbisesine dökülmesinden ve sıçramasından sakınması, Zahîdî’de de böyledir.
وَلَا يَنْفُضُ يَدَيْهِ. كَذَا فِي السِّرَاجِ الْوَهَّاجِ
18- Abdest alırken ellerini çırpmaması, Sirâcül – Vehhâc’da da böyledir.
وَالْمَضْمَضَةُ وَالِاسْتِنْشَاقُ بِالْيُمْنَى وَالِامْتِخَاطُ بِالْيُسْرَى. كَذَا فِي خِزَانَةِ الْفِقْهِ لِأَبِي اللَّيْثِ.
19- Mazmaza ve istinşak sağ eli ile yapıp, sol eli ile sümkürmesi gibi, yukarıda saydığımız hususların hepsi de abdestin âdâbındandır-
Ebu’l – Leys’in Hazânetü’l – Fıkhı’nda da böyledir.
وَعَنْ خَلَفِ بْنِ أَيُّوبَ أَنَّهُ قَالَ يَنْبَغِي لِلْمُتَوَضِّئِ فِي الشِّتَاءِ أَنْ يَبُلَّ أَعْضَاءَهُ بِالْمَاءِ شِبْهَ الدُّهْنِ ثُمَّ يُسِيلَ الْمَاءَ عَلَيْهَا؛ لِأَنَّ الْمَاءَ يَتَجَافَى عَنْ الْأَعْضَاءِ فِي الشِّتَاءِ. كَذَا فِي الْبَدَائِعِ.
20- ayrıca Halef bin Eyyub’tan naklen şöyle denilmiştir. Kış günü abdest almakta olan bir kimsenin, abdest uzuvlarını, Önce bir su ile yağlar gibi ıslatması, sonra da üzerine su dökmesi uygun olur. Çünkü, kışın abdest azalarında yarılmalar olabilir. Bedâi’de de böyledir.
وَمِنْ الْأَدَبِ دَلْكُ أَعْضَائِهِ، وَإِدْخَالُ خِنْصَرِهِ صِمَاخَيْ أُذُنَيْهِ وَتَقْدِيمُ الْوُضُوءِ عَلَى الْوَقْتِ، وَنَشْرُ الْمَاءِ عَلَى وَجْهِهِ مِنْ غَيْرِ لَطْمٍ، وَالْجُلُوسُ فِي مَكَان مُرْتَفِعٍ. كَذَا فِي التَّبْيِينِ.
21- Abdest
azalarını ovalamak,
22- Küçük
parmaklan, kulakların deliklerine sokmak,
23- Abdesti
vaktinden Önce almak,
24- Suyu
çarpmadan yüzüne yaymak ve
25- Abdest alırken yüksekçe bir yerde oturmak gibi yukarıda saydığımız hususlar da abdestin âdâbındandır. Tebyîn’de de böyledir.
وَيَغْسِلُ عُرْوَةَ الْإِنَاءِ ثَلَاثًا وَيَغْسِلُ الْأَعْضَاءَ بِالرِّفْقِ وَلَا يَسْتَعْجِلُ فِي الْوُضُوءِ وَيَسْتَقْصِي فِي الْغَسْلِ وَالتَّخْلِيلِ وَالدَّلْكِ وَيُجَاوِزُ حَدَّ الْوَجْهِ وَالْيَدَيْنِ وَالرِّجْلَيْنِ لِيَسْتَيْقِنَ بِغَسْلِ الْحُدُودِ. كَذَا فِي مِعْرَاجِ الدِّرَايَةِ وَيَبْدَأُ فِي غَسْلِ الْوَجْهِ مِنْ أَعْلَاهُ. كَذَا فِي النَّهْرِ الْفَائِقِ.
Ayrıca, şu sayacağımız hususlar da abdestin âdâbındandır
:
26- Su kabının
kulpunu üç defa yıkamak,
27- Abdest
alırken pek acele etmeyip, uzuvları yavaş yavaş yıkamak:,
28- Bir uzvu yıkarken, ovalarken, parmak aralarını
hilâllerken hassas davranmak,
29- Yüz ve eller yıkanırken, bunların tarif edilen hadleri geçilir ki, kalb mutmain olsun. Mi’râcü’d – Dirâyelde de böyledir.
وَيَبْدَأُ فِي غَسْلِ الْوَجْهِ مِنْ أَعْلَاهُ. كَذَا فِي النَّهْرِ الْفَائِقِ
30- Yüzü yıkamaya üst kısmından başlanır. Nehrül-Fâik’te de böyledir.
وَالتَّوَضُّؤُ فِي مَوْضِعٍ طَاهِرٍ؛ لِأَنَّ لِمَاءِ الْوُضُوءِ حُرْمَةً. هَكَذَا فِي النَّهْرِ الْفَائِقِ نَاقِلًا عَنْ الْمُضْمَرَاتِ
31- Abdest temiz yerde alınır. Çünkü abdest suyuna, saygı göstermek gerekir. Bu husus Nehrü’l – Fâik’te de böyledir ve bu kitaba da Muzmarât’tan nakledilmiştir.
وَجَعْلُ الْإِنَاءِ الصَّغِيرِ عَلَى يَسَارِهِ وَالْكَبِيرِ الَّذِي يَغْتَرِفُ مِنْهُ عَلَى يَمِينِهِ وَالْجَمْعُ بَيْنَ نِيَّةِ الْقَلْبِ وَفِعْلِ اللِّسَانِ وَتَسْمِيَةِ اللَّهِ تَعَالَى عِنْدَ غَسْلِ كُلِّ عُضْوٍ
- وَلْيَقُلْ عِنْدَ الْمَضْمَضَةِ: اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَى تِلَاوَةِ الْقُرْآنِ وَذِكْرِك وَشُكْرِك وَحُسْنِ عِبَادَتِك
- عِنْدَ الِاسْتِنْشَاقِ: اللَّهُمَّ أَرِحْنِي رَائِحَةَ الْجَنَّةِ وَلَا تُرِحْنِي رَائِحَةَ النَّارِ
- وَعِنْدَ غَسْلِ الْوَجْهِ: اللَّهُمَّ بَيِّضْ وَجْهِي يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ
- وَعِنْدَ غَسْلِ يَدِهِ الْيُمْنَى اللَّهُمَّ أَعْطِنِي كِتَابِي بِيَمِينِي وَحَاسِبْنِي حِسَابًا يَسِيرًا
- وَعِنْدَ غَسْلِ الْيُسْرَى: اللَّهُمَّ لَا تُعْطِنِي كِتَابِي بِشِمَالِي وَلَا مِنْ وَرَاءِ ظَهْرِي
- وَعِنْدَ مَسْحِ رَأْسِهِ: اللَّهُمَّ أَظِلَّنِي تَحْتَ ظِلِّ عَرْشِك يَوْمَ لَا ظِلَّ إلَّا ظِلُّ عَرْشِك
- وَعِنْدَ مَسْحِ أُذُنَيْهِ: اللَّهُمَّ اجْعَلْنِي مِنْ الَّذِينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ أَحْسَنَهُ
- وَعِنْدَ مَسْحِ عُنُقِهِ: اللَّهُمَّ أَعْتِقْ رَقَبَتِي مِنْ النَّارِ
- وَعِنْدَ غَسْلِ رِجْلِهِ الْيُمْنَى: اللَّهُمَّ ثَبِّتْ قَدَمِي عَلَى الصِّرَاطِ يَوْمَ تَزِلُّ الْأَقْدَامُ
- وَعِنْدَ غَسْلِ رِجْلِهِ الْيُسْرَى: اللَّهُمَّ اجْعَلْ ذَنْبِي مَغْفُورًا وَسَعْيِي مَشْكُورًا وَتِجَارَتِي لَنْ تَبُورَ
- وَيُصَلِّي عَلَى النَّبِيِّ – صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ – بَعْدَ غَسْلِ كُلِّ عُضْوٍ وَلَا يُنْقِصُ مَاءَ وُضُوئِهِ عَنْ مُدٍّ. كَذَا فِي التَّبْيِينِ
32- Küçük kabla, bu kabdan su dökülerek abdest alınıyorsa, kab sol tarafa konur. Ve eğer büyük kabla abdest alınıyorsa bu kabtan su avuçla alınyorsa bu kab sağ tarafa konur-
33- Kalben
niyyet edilirken, bu niyyet dil ile de ifade edıTJT:
34- Her aza
yıkanırken «Bismillah» denir.
35- Mazmaza
vaktinde, Aflahümme e’nî ‘alâ tilâveti! – Kur’âni ve zikrifce ve şükrike ve
hüsnü ıbâdetilce) denir.
36- îstinşak
zamanında : Allahümme rıhnî râihatel-cenneti ve lâ tünhnî
râihate’n-nârJder.
37- Yüz
yıkamrken :’Allahümme beyyıd vechî yevme tebyaddu vücûhün ve tesved-dü vücuh)
der.
38- Sağ kokr .ı
yıkarken : (Allahümme a’tmî kitabî bi yemimi ve hâsibnî hisâben yesîrâ)
der.
39- Sol kolunu
yıkarken : (Allahümme lâ ta’tmî kitabi bi şimalî ve lâ min verâi zahrî)
der.
40- Başına meshederken : (Allâhümme, ezıllenî tahte zilli arşıke yevme lâ zille illa zillearşeke) der.
41- Kulaklarını
meshederken :
(Allâhümme’c’alnî min
el tezine yeştemi’ûnel – kavle
feyette-biûne ahsenehû) der.
42- Ensesini
meshederken :(Allahümme’tik rafcabetî mine’n – nâr) der.
43- Sağ ayağını
yıkarken : (Allahümme sebbit kademeyye
ales – sıratı yevme tezüîlü’l
ıü)- der.
44- Sol ayağını
yıkarken ise :Alîahümnıecalnî zenbi mağfûranve sağyi meşkûrun ve ticâreti lejn
tebûr.) der.
Ve her azasını yıkadıktan sonra da Peygamber (S.A.V.) Efendimizin üzerine salavet-ı şerife okur.
Abdest suyunu bir müd’den noksan eylemez. (Noksanlaşmışsa suyu ikmâl eder.) Tebyîn’de de böyledir